22 Mayıs 2012 Salı

Elazığ'da Çözülen Düğüm

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhuH-EYZvaLZ6q7S-ItRspEqamdFXHMe7XbmGV7qsU5fvCw11z5Wj77D39w9jPBGOWELBIWQrvUmX9BhXZNFGRo6q8UAHprzrAFAfBbfvDHWHhxAl7E3WrhW5cTuN5b0X2MR6aWBQ7MP1uN/s350/desd.jpg

"Devlet Eliyle Şike" dosyamda bugüne değin 2001'deki Diyarbakır - Altay maçı odaklı gittim. Öyle icap etti ancak araya Çanakkale Dardanel-Erzurum maçını da sıkıştırmıştım. Şimdiyse işi biraz genişletip başka bir perspektife taşıyacağız. Gene özneler Diyarbakır ve Altay ancak mesele "devlet eliyle şike" ise, ortaya bir de Elazığspor çıkacak... Neyse, konuya geçelim.



BÖLÜM 2.1 - ELAZIĞ'DA ÇÖZÜLEN DÜĞÜM
Diyarbakırspor'un "şaibeli" bir şekilde 2000-2001 sezonunda Süper Lig'e yükselmesinin akabinde, 2002-2003 sezonunda geçiyor olaylar. Mesele biraz karışık, Elazığspor, İstanbulspor, Diyarbakır ve Altay var sahnede. Altay, gene mağdur; gene mağdur...

2002-2003 sezonunun son haftası.

Diyarbakır 13., Elazığ 14., Altay 15. ve Bursa 16. sırada. Sırasıyla 36, 34, 34 ve 33 puandalar.

Altay İstanbul deplasmanında; Elazığ Diyarbakır deplasmanında ve Bursa da kendi sahasında Gençlerbirliği karşısında ecel terleri döküyor. İstanbulspor 9., Gençlerbirliği ise 3. sırada ligi bitirmeyi garantilemiş durumda maçlara çıkıyor.
Bağlantı

İlk rahatlayan Bursaspor oluyor: O sezon toplam 24 golle gol kralı olacak olan Okan Yılmaz'la 35. dakikada gelen gol sürpriz bir şekilde yeşil beyazlıları lige tutunduruyor. İlk yarısı 1-0 biten maçta 60. dakikada Okan 24. golünü atıp farkı ikiye çıkaracak; 79'da Mustafa Gürsel ile bire inen fark 89. dakikada tekrar ikiye çıkarak nihayete erecekti: Ender Alkan skoru belirleyip takımını ligde tutacaktı.

45 golle deplasmanda o sezon en çok gol atan Gençlerbirliği, sekiz as futbolcusundan yoksun çıktığı maçta ağır bir mağlubiyet alarak küme düşme hattındaki takımı kümede tutarken teknik direktörlük koltuğunda Ersun Yanal vardı. Bursaspor'un başında ise rahmetli Erdoğan Arıca!

Bursaspor kümede kaladursun, diğer maçlara geçelim.

Evvela, İstanbulspor-Altay maçı. Hani, Altay'ın yardımcı antrenörünün son dakikalarda gole giden İstanbul forveti Gürkan Demirci'nin üzerine atlamasıyla hatırlanan maç!

Maç 0-0 neticelense de, maçın asıl önemi hakem ve ev sahibi takım kadrosunda yatıyor.

Maçın ikinci hakemi Aykut Gümülü...

2001'deki Diyarbakır-Altay maçının, sonradan TSK tarafından kızağa çekilen ordu kökenli hakemleriyle aynı soruşturmada (2002 yılında) kızağa çekilmeyi kılpayı kaçıran asker kökenli bir hakemimiz kendisi!

Şu anda, TFF bünyesinde GÖZLEMCİLİK yapmaktadır.

Gözlemci demişken, İstanbulspor-Altay maçının gözlemcisi ise; 3 temmuzdaki şike sürecinde göz altına alınıp aklanarak salınıverilen eski hakem, taze menejer Zafer Önder İpek!

İstanbulspor kadrosunda bulunan Selçuk Şahin ve Musa Kuş ile o maç kadroda olmayan Mehmet Yozgatlı'nın TAKIMLARI HARİCİ GELİR TEMİN ETMEK suçları sabit tutularak rapor edildiği fakat dönemin TFF yönetimi (Haluk Ulusoy) tarafından hasır altı edildiği iddia edildi.

Şike Tahkik Kurulu, federasyona sunduğu raporunda üç futbolcunun maddi çıkar sağladığını aynen şu ifadelerde kayıtlara geçirdi:

"Kurulumuz özellikle 31.05.2003 tarihinde İstanbulspor ile Altay arasında oynanan müsabaka sonrası futbolcuların para aldıkları şeklindeki iddialar karşısında soruşturmayı bu yönde derinleştirmiş, yapılan araştırmalar sonucu gerek dinlenen ses bandı, gerekse İstanbulsporlu oyuncuların kurulumuza verdikleri çelişkili ifadeler, oyuncuların müsabaka sonrası kendi kulüpleri dışında başka bir yerden maddi menfaat temin ettikleri kanaatine ulaşmıştır. İstanbulsporlu oyuncuların maddi çıkar sağlamış olmaları Futbol Disiplin Talimatı'nın 39. maddesinin ihlali niteliğinde düşünülebilir. Bu konuda karar vermek federasyonumuzun yetkisindedir."

Bir önceki hafta Elazığ'a karşı 1-0 yenilen İstanbulspor'da şike iddialarına adı karışan üç futbolcunun üçü de ikinci yarı sahadaydı ve sonradan yapılan iddialara göre; 8. dakikada yenilen golle kaybedilen Elazığ maçında hiçbir futbolcu mücadele etmemişti...

Ancak, dananın kuyruğu son hafta koptu ve sonradan ses kayıtları da ortaya çıkacak şekilde İstanbulsporlu futbolcuların aldığı teşvik primi belgelendi. Mehmet Yozgatlı ve Musa Kuş'un o dönemde bir gazeteye verdikleri röportajın başlığı da aynen şöyledir: "TEŞVİK PRİMİ ŞİKE DEĞİLDİR"

Ve gelelim son maça...

Diyarbakırspor: 1 Elazığspor: 2

Maçın bitiş düdüğüyle Elazığ ligde kaldığını ilan ederek büyük sevinç yaşar zira tribündeki Diyarbakır taraftarları dahi, Elazığ'ı desteklemiştir maç boyunca.

Maçta ilk gol 63. dakikada, dakikaya yakışır bir şekilde 60 metre boyunca tek bir engelle karşılaşmadan sahayı kat ederek gol atan Eren Kurnaz'ın ayağından gelir.




2005 yılındaki meclis tutanağında Ali Aydın'ın ifadesi (NOKTASINA DOKUNULMADAN)


Söz konusu maçın hakemi Ali AYDIN 1.3.2005 tarihinde Komisyonumuza özetle; kendisinin görevinin maçı yönetmek olduğunu,futbolcu olmadığı için bir futbolcunun hiçbir müdahaleyle karşılaşmadan topu 60-70 metre sürerek gol atmasının mantığa aykırı olup olmadığını bilmediğini, polislik yapmadığı için kendi görev alanının dışındaki konuların kendisini ilgilendirmediğini, Futbol Federasyonu’nun da kendisinden maç hakkında ek bir bilgi istemediğini ifade etmiştir.
Bir futbolcunun hiçbir müdahaleyle karşılaşmadan topu 60-70 metre sürerek gol atmasının mantığa aykırılığını futbolculuk yapmadığı için bilemiyormuş Sayın Aydın!

Bu şaka gibi golden üç dakika sonra Robson'un ayağından bulunan golle Elazığ rahatlıyor, 73. dakikada evsahibi ekibin Murat Hacıoğlu ile bulduğu golse sadece skoru belirliyordu.

Maçın gözlemcisi Sadık Deda, bakalım 2005'deki soruşturmada ne ifade vermiş:


Diyarbakırspor-Elazığspor maçının gözlemcisi Sadık DEDA 1.3.2005 tarihinde Komisyonumuza özetle;misafir takımın kümede kalması için o müsabakayı mutlak alması gerektiğini, stadın tamamının misafir ekibin yanında olduğunu, maç öncesi protokol tribününde ve VIP salonunda Diyarbakırspor yöneticilerinin Elazığspor Başkanı ile hasbıhallerinde hep Elazığ’ın kümede kalması temennilerinde bulunduklarını, söz konusu müsabakada alışagelmiş şartlarda oynanmayan bir oyun gözleminde bulunduğunu, VIP salonunda oturan bazı Diyarbakırspor taraftarı ya da yöneticilerinin, “ya bu kadar da aleni olmaz ki” kabilinden ifadeler kullandıklarını, gözlemci raporunda yer alan hakemin değerlendirmesi bölümünde değerlendirilemez sözcüğünü kullandığını,gözlemci raporunu inceleyen komisyonu’nun (Şike Tahkik Kurulu) bu sözcüğü dikkate alması gerektiğini, düzenlediği raporla ilgili kendisine herhangi bir şey sorulmadığını ifade etmiştir.
Peki, Sadık Deda'nın 2003'teki raporunu elinin tersiyle iten kimmiş dersiniz? O dönem TFF Başkanvekili olan, sonradan Fenerbahçe kulübünde aktif görev alacak ve 3 temmuzda kodes serüveni başlayacak olan ŞEKİP MOSTUROĞLU.

Fenerbahçe'ye transfer iddiaları olan Selçuk Şahin ve Mehmet Yozgatlı'nın neden teşvik primi soruşturmasına tâbi tutulmadığı, İstanbulspor ve Elazığspor kulüplerinin banka hareketlerinin neden incelenmediği, ligin neden apar topar tescil edildiği biraz olsun netleşti mi? Netleşmediyse, meclis tutanaklarından Mosturoğlu'nun ifadesini paylaşalım bakalım:

Şekip Mosturoğlu (Futbol Federasyonu Başkan Vekili)

kurula zaman zaman şike iddialarının geldiğini, şike başvurularının yapıldığını, bu iddiaları genelde ligin son haftalarında küme düşen ya da şampiyonluğu kıl payı kaçıran takımların yaptıklarını, Federasyon olarak iddiaların üzerine gittiklerinde yetkilerinin belli bir noktada bittiğini, kulüplerin ve futbolcuların banka hesaplarının incelenemediğini, futbol camiası dışında kalan kişilerden bilgi ve belge alamadıklarını, kamuoyunda konuşulan hususların yetkili mercilerle paylaşılmadığını, kendilerine hukuka uygun bilgi ve belge gelmediği için şike kararının verilemediğini, İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkelerde banka kayıtları üzerinden kulüplerin ve futbolcuların hesaplarının ve mal varlıklarının araştırıldığını, bu operasyonları yapanların polis olduğunu federasyonlar olmadığını, somut delile dayandıkları için sonuca ulaşıldığını. 



Altay kulübü, 2002-2003'te ligin tescil edilmesine yaptığı itirazların tüm kurumlarda peş peşe reddedilmesi akabinde "paşa paşa" düşer...

Peki bu masalın sonu nasıl biter?

Elazığspor ve Bursaspor son maçlarda kümede kaldıkları sezonun hemen sonrasında,2003-2004'te küme düşer.

İstanbulspor 2004-2005'te, Diyarbakır ise 2005-2006'da yani kılpayı ligde kaldıkları sezonların hemen akabinde ligden düşerek yoğun bir dejavu yaşarlar: Elazığ ve Bursa'nın 2002-2003 ruhu onları terk etmemiştir!
Ya da Altay'ın laneti mi desek?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin de söyleyeceğiniz şeyler var ise, eklemekten çekinmeyin lütfen...